8 Şubat 2010 Pazartesi

istediklerimi farklı yollarla alıyorum bazen alamıyorum. kararsızlık. gri heryer.


istiyorum ki biri çıksın desin neyin var ve oflayıp puflamadan ilgiyle dinlesin. dırdırcı biri değilim. çok konuşkanım ama akıllı biri farkeder hemen kendimden hiç söz etmeden konuştuğumu. anlatıyorum ama anlattıklarımın içinde ben yokum. farketmiyor kimse.

25 Kasım 2009 Çarşamba

Yazmıyorum çünkü..

Anlatmaya başladım. Sözlü değil, yine yazarak. Yazıyorum, görmesini istediğim insanların görebileceği bir yere koyuyorum. Genelde bir tepki gelmiyor. Olsun birileri okuyodur. O düşünce bile iyi geliyor aslında.

O yüzden yazmıyorum buraya. Çünkü burayı hep gizlenme aracı olarak kullandım. Gizlenmiyorum eskisi kadar artık.

24 Eylül 2009 Perşembe

Ne zaman beni biri sıkıştırsa, bu blogun linkini verip en az hareketle herşeyi açıklamış olmak istiyorum. bak oku burda neler yazıyor demek. çünkü bazı yazıları unuttum bile. fakat en kısa öz en az enerjiyi harcayarak açıklamak. tekrar tekrar kelimeleri düşünceleri birbiri ardına sıralama gereği kalmadan. güçsüz hissediyorum kendimi anlattıkça. en taze üzerinden vakit geçmemişken o an ki duygularımla yazdım buraya. şimdi veya sonra tüm başımdan geçenleri hiç sansürsüz anlatmaya kalkışsam biliyorum yine kendime sakladıklarım olacak. burası öyle dğeil. en sıkıldığım en patladığım anlarda ikinci düzeltmelere girişmeden yazdıklarımı kontrol etmeden aktardım.

çocukluğumda yaşadıklarım mı yoksa yaşamımım belli ??? gitmesi mi beni bu hale getiren bilmiyorum. inanmıyorum sırf ensest tacizlerin, diğer tacizlerin bir insanın hayatını kaydırabileceğine. yaşamış olmama rağmen inanmıyorum. bu kadar etkileyemez gözümde. başka şeyler olmalı. ailemin ilgisizliği katlanmalı. tuhaf bir çocuk oluşum doğru düzgün arkadaş edinememem tuz biber olmalı. aile dışında çevrem olmayışı hesaba katılmalı. annemin bize küfür etmeyi öğretir diye yaştlarımızdan uzak tutması hesaba katılmalı. koca yaşıma rağmen ne madden ne manen hayatı bilmemem hesaba katılmalı. ama tüm bunlar etkiler mi sonuçlar mı bilmiyorum. belki zincirlweme gitti herşey. sonuçlar başka sonuçların etkisi oldu. bilmiyorum...

ilginç koca yaşımda anca bir iki insan çıkıp senin sorunların var gibi cümlesini sarfetti. bunları üstelik şu son bir seneye denk geliyor. yoksa ben mi anlamaya başladım. görmeye kabullenmee başladım?

hiç bir şeyi bilmiyorum. bu halimden nefret ediyorum.

burayı söylesem bak bunları ben yazdım desem ne olacak? en güvendiğim kişileri seçmeye çalışıyorum aklımdan. yok olmuyor. beni daha çok yaralar bilmeleri... nasıl davranırlarsa davransınlar, ister daha içten, anlayışlı, ister eskisi gibi. davranışları hep gözüme batar. bu yüzden böyle davranıyor derim. sürekli şüphe içinde kalırım. biliyorum kendimi.

kendiimi düzeltemiyorum. biliyorum da noluyor? bana göre bir hatayı düzeltmek için önce o hataya sebep olan etkiyi kaldırmak gerekir. yosa baştan savma, derme çatma bir çözüme ulaşırsın. etki orda durdukça sonuçları aynı olur. ha, derine inmek gerekiyor öyleyse. ama bilmiyorum ki kendi kendimeyim anılarımla. nasıl düşünmeliyim, kendime nasıl yanaşmalıyım, nasıl davranmalıyım bilmiyorum... yardıma ihtiyacım var.

benim bi psikoloğa ihtiyacım var.

13 Eylül 2009 Pazar

Bu sefer düze çıktım gibi

Mutluyum. Mutluyum kardeşim. Harbi harbi mutluyum. Hayatın bana mutluluğu sürdürme şerefini tattırdığı için şaşkınım. Hiç bozulmadan moralimin yüksek kaldığı olmazdı. Ama oldu işte. Herşey tıkırında. Herşeyden mutlu oluyorum. Her şekilde mutlu kalıyorum. İçten içe korkuyorum ne zaman bitecek bu diye. Çünkü ne zaman mutlu olsam, bütün moralimi neşemi yerle bir edecek bir haber gelir olay olurdu. Öyle ki, üzüntülü bunaltılı zamanlar aylar sürer, mutluluk bir yarım gün bile etmezdi. Yarım bir tebessüm kalırdı elimde. Neyse, ilginçtir uzuun zamandır süre geliyor mutluluğum. Sıyırdığımdan şüphe etmeye başlicam. Olsun şuan ki hali iyi. Hazır mutluluk elimdeyken tadını çıkarayım...


"Şöyle ki, son bir buçuk yıldır filan depresyon belirtileri gösteriyormuşum. İyice kendimi sorgulayınca nedenlerimi düşününce (çünkü bunu hiç yapmamıştım, "öyle olduğu için öyleydi", kendimden kaçıyordum bir nevi) kendi kendime yolları tıkadığımı gördüm. Dibe vurmak için elimden geleni yapmayı bırak, yardım ediyordum. Tüm bu sorgulama şeysi ilk dertmatikte açtığım son konudan sonra başladı. Biri depresyonda mısın demişti. Bilmiyorum. Kabul etmek istemiyorum. Sadece belirtilerini gösteriyordum diyebilirim. Ama depresyon olsa farkedilmemesi mümükün olabilir mi? Hiç sanmıyorum. Neyse, içten içe olabilir belki'lerin ardından sıyrılmaya çalıştığımı anladım. Bişeylerin değişmesi için çabaladığımı. Herneyse.
Sonra birileriyle konuşmaya başladım ufak ufak. Göründüğüm kadar neşeli mutlu olmadığımı anlatmak için. Sorunlarım olduğunu anlatmak için. Ne olduğunu değil. Henüz o mertebeye gelmemiştim. Tepkileri güzel oldu. Yanında oluruz gibi. Sevindim. Rahatladım. Ne düşünmüştüm, ne beklemiştim emin değilim. "Bi siktir git, herkesin derdi var" veya "ergenlik bunaltıları bunlar" "abartıyorsun" "ilgi çekmeye çalışıyorsun" bilmiyorum. Ciddiye alınmayacağımı düşündüm. Denemiş olmak için konuştum. Korktuğum gibi olmadı. Tuhaf bişey, insanların umrunda olmadığımı düşünüyordum, hala kaldı bu fikir. Umrunda olduklarım varmış. Fakat tam inanamıyorum buna. Umursamamak büyük bir kelime olabilir. Yaptıklarının bilinçli olarak umursamamak olduğunu sanmıyorum. Bakarda görmezsin ya, öyle gibi geliyor bana. Kasıtlı değil. Ama umursanmıyor. Gibi geliyor. Neyse.

Sürekli anlatsam mı anlatmasam mı kararsız kalmıştım. Anlatıverdim öylece. Biraz ağladım. Bişey demeden dinledi. Bişeyler diyebilmesini isterdim. "Aman boşver gelir geçer" dememiş olması bile benim için çok şey demek. Dili döndüğünce teselli etti. Çok şey beklememiştim zaten. Birine anlatmış olmak bile yeterliydi benim için. -ha bu arada tek anlattığım son iki yıllık olan olaylar aile daha çok parasal durumlar -"

Yakın çevremde içimi, ruh halimi, dertlerimi bilen biri var ya, bunu bilmek süper hissettiriyor.

4 Eylül 2009 Cuma

içimden kanımın çekildiğini hissediyorum. o değilde, kimsenin yardım edemiyor olması çok can sıkıyor. kendi kendime bulunduğun yerde duruyorum. duruyorum. duruyorum. sonra hiç bişey olmuyor. zamanla düzelmiyor. iyileşse bile daha kötüsü geliyor. ruh sağlığımı yitireli çok oldu. ama dayanma gücümü de yitirmek istemiyorum.



"kafana göre bişey emretmeden önce anlamanı beklerdim. sormanı. ama bir bahane uydur bana bakışınla değil, gerçekten anlamak çözüm üretmek için sormanı beklerdim. tek yaptığın emretmek. içini bilmeden dış görünüşünü değiştirmek bir boka yaramıyor. senin gibi bir anne olmaktan korkuyorum, senin gibi bir akraba olmaktan korkuyorum. yakınlarıma senin gibi yanlış davranmaktan korkuyorum. bunların farkında değilsin, ben kendi kendime düşünüyorum...

bazen çok istiyorum, keşke ödül ceza sistemini koysaymışsın. çünkü o zaman iyiye giderken bile sırf süreci hızlandırmak için beni sıkıştırmayı bırakırdın. cezanın ve ödülün ne olduğunun bilincinde olurdun.

senin çocuğun olmaktan memnun değilim, yine de şükretmek gerek değil mi? daha kötüsü olabilirdi"