13 Eylül 2009 Pazar

Bu sefer düze çıktım gibi

Mutluyum. Mutluyum kardeşim. Harbi harbi mutluyum. Hayatın bana mutluluğu sürdürme şerefini tattırdığı için şaşkınım. Hiç bozulmadan moralimin yüksek kaldığı olmazdı. Ama oldu işte. Herşey tıkırında. Herşeyden mutlu oluyorum. Her şekilde mutlu kalıyorum. İçten içe korkuyorum ne zaman bitecek bu diye. Çünkü ne zaman mutlu olsam, bütün moralimi neşemi yerle bir edecek bir haber gelir olay olurdu. Öyle ki, üzüntülü bunaltılı zamanlar aylar sürer, mutluluk bir yarım gün bile etmezdi. Yarım bir tebessüm kalırdı elimde. Neyse, ilginçtir uzuun zamandır süre geliyor mutluluğum. Sıyırdığımdan şüphe etmeye başlicam. Olsun şuan ki hali iyi. Hazır mutluluk elimdeyken tadını çıkarayım...


"Şöyle ki, son bir buçuk yıldır filan depresyon belirtileri gösteriyormuşum. İyice kendimi sorgulayınca nedenlerimi düşününce (çünkü bunu hiç yapmamıştım, "öyle olduğu için öyleydi", kendimden kaçıyordum bir nevi) kendi kendime yolları tıkadığımı gördüm. Dibe vurmak için elimden geleni yapmayı bırak, yardım ediyordum. Tüm bu sorgulama şeysi ilk dertmatikte açtığım son konudan sonra başladı. Biri depresyonda mısın demişti. Bilmiyorum. Kabul etmek istemiyorum. Sadece belirtilerini gösteriyordum diyebilirim. Ama depresyon olsa farkedilmemesi mümükün olabilir mi? Hiç sanmıyorum. Neyse, içten içe olabilir belki'lerin ardından sıyrılmaya çalıştığımı anladım. Bişeylerin değişmesi için çabaladığımı. Herneyse.
Sonra birileriyle konuşmaya başladım ufak ufak. Göründüğüm kadar neşeli mutlu olmadığımı anlatmak için. Sorunlarım olduğunu anlatmak için. Ne olduğunu değil. Henüz o mertebeye gelmemiştim. Tepkileri güzel oldu. Yanında oluruz gibi. Sevindim. Rahatladım. Ne düşünmüştüm, ne beklemiştim emin değilim. "Bi siktir git, herkesin derdi var" veya "ergenlik bunaltıları bunlar" "abartıyorsun" "ilgi çekmeye çalışıyorsun" bilmiyorum. Ciddiye alınmayacağımı düşündüm. Denemiş olmak için konuştum. Korktuğum gibi olmadı. Tuhaf bişey, insanların umrunda olmadığımı düşünüyordum, hala kaldı bu fikir. Umrunda olduklarım varmış. Fakat tam inanamıyorum buna. Umursamamak büyük bir kelime olabilir. Yaptıklarının bilinçli olarak umursamamak olduğunu sanmıyorum. Bakarda görmezsin ya, öyle gibi geliyor bana. Kasıtlı değil. Ama umursanmıyor. Gibi geliyor. Neyse.

Sürekli anlatsam mı anlatmasam mı kararsız kalmıştım. Anlatıverdim öylece. Biraz ağladım. Bişey demeden dinledi. Bişeyler diyebilmesini isterdim. "Aman boşver gelir geçer" dememiş olması bile benim için çok şey demek. Dili döndüğünce teselli etti. Çok şey beklememiştim zaten. Birine anlatmış olmak bile yeterliydi benim için. -ha bu arada tek anlattığım son iki yıllık olan olaylar aile daha çok parasal durumlar -"

Yakın çevremde içimi, ruh halimi, dertlerimi bilen biri var ya, bunu bilmek süper hissettiriyor.

Hiç yorum yok: