Çoğu zaman farkında olmuyorum. Ama güzel şey. Ve aynı zamanda bu güzel hayatta yaşanacak çok şey var. Güzeliyle çirkiniyle. Çirkin olmazsa güzeli nasıl tanımlayabilirsin ki?
Çok mu pembe oldu bu sözler?
Bir kaç zamandır çok büyük bir isteğim var. "Ölmeden önce yapılması gereken şeyler" listesine dahil;
Kaptanlık belgesi alıcam (büyük demiştim), bir şekilde yelkenlim veya teknem olacak (kiralık veya değil önemli değil), o tekneyle doğduğum yerden denize açılıcam, biraz kıyıdan dolaşıp sonra denizin ortasından (henüz karar veremediğim) bi yere varıcam. Ama asıl konu bu değil, bütün bir yolculuk boyunca elimde kaliteli çözünürlüğü yüksek, pilleri (tabii ki şarjlı ve) uzun süre giden, içindeki hafıza kartı olabilecek en büyük boyutta (çok büyük isteğim dedimdi) bi fotoğraf makinesi olmalı. Yanında tripod. Bu makina otomatik olarak dakikada şu kadar veya şu süre boyunca şu kadar kare fotoğraflayabilmeli (fotoğraf makinelerinden hiç anlamam). Daha sonra ben o kareleri bilgisayara atıcam. Bir binlerce foto editleyebilecek kapasitede program bulup o kareleri tek kare haline getiricem. Yani fotonun en solunda açıldığım iskele, en sağında demir attığım iskele, ortada geçtiğim yerler olacak. Gayet büyük yer kaplayan bir dosya olur sanırım. Belki istediğim yerlerden keser birkaç parça haline getiririm. Daha sonra 360desktop programı bulup onlar yuvarlak haline de getirebilirim. Ama gidiş dönüş çekmem gerekir, başladığı yerden bittiği yere, sonra tekrar başladığı yere...
Her vapur/gemi/tekne/feribot/motor/sandal/roro vb.lerine binişimde bu istek aklıma geliyor... Birgün yapmalıyım bunu.
Mutluyum bugün. Hoş birgün. Denizin üzerinde olmayı seviyorum. İçinde asla.
1 Temmuz 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder