27 Haziran 2009 Cumartesi

This is my shelter

Dedi ki; bütün gün orda ne yapıyorsun? Biliyorum işin akşama kadar sürmüyor? Ne yapıyorsun bu saate kadar?

Ne dedim hatırlamıyorum.

Dedi ki; arada odadan dışarı çık. Yaşadığını hissedeyim.

Sorun şu ki yaşadığımı ben bile hissetmek istemiyorum. Hele yaşadığımı farketsin hiç istemiyorum. Ruh gibi gezineyim. Varlığım yokluğum bir olsun.

Ama tuhaf geldi bu çıkışı. Hiç böyle bişey yapmazdı? Şimdiye kadar üstün körü şikayet etmişti "bütün gün bilgisayar başındasın?!". Eee? Başındaysam n'olmuş? Muhabbet mi edicez eğer kalkarsam? Hayır. Bugüne kadar olmadı böyle bişey. Sanıyorum ki beni odadan çıkarabilmek için yemek yer misin diye sormuyor. Acıkayım, çıkarım belki odadan sanıyor. Olmaz öyle bişey.

İçim sıkılıyor dediğim de banane der gibi "ben ne yapabilirim?" diyen biri yaşadığımı hissetse ne olacak?

Yine de tuhaftı bu çıkışı. Hayır yine çıkmadım odadan. Odanın dışında olmak çok farklı değil. Orda da sıkılıcam. Hem de daha beter. Güldüğüm sevindiğim bişey olmayacak.

Sevmiyorum ailemi.

Bir de küsme huyu var ki deli ediyor beni. Arkadaş arası sohbetler de konu denk geldiği zaman hiç küser mi anne çocuğuna edebiyatı yapıyor. E küsüyorsun ya bas baya? Konuşmuyorsun günlerce? Zaten normalde de konuşmuyorsun. Sade bu sefer ufak tefek emir cümlelerin de kalkmış oluyor ortadan.

Şu evden gittiğim gün kına yakıcam.

Hiç yorum yok: