Lisedeyken tam kafa dengim dediğim arkadaşımla ordan burdan konuşurken hayallerden bahsetmiştik. Hiçbir hayalim gerçekleşmemişti o zamana kadar. Onun da sadece bir tanesi gerçekleşmiş. O yaz yurtdışına gitmişti. Yurtdışına gitmiş olmak değildi hayali tabii, ailesinden uzakta istediği gibi yaşayabilmekti.
Dedim ne zaman bir şey hakkında hayal kursam olacağı varsa bile olmuyor. Ona da öyle olmuşmuş. Şimdi tam (ahh! Aklıma Türkçe değil İngilizce geliyor kelimeler) -certain- değil konuştuğumuz konu. Üniversite olabilir. Bir kaç şey vardı o zamanlar. Tuhaf, hatırlamıyorum. Tam diyordum yarın şöyle şöyle olacak. Atıyorum, şu elbiseyi almaya gidicem. Ama kesin bişey bu (certain kesin demekti). Yani para hazır. Plan hazır. Gidicem yapıcam. Hiç muallakta olan bişey yok, yani "şöyle şöyle olursa zamanım kalırsa gidicem" değil. Bişey oluyor o gün veya son dakka. Ya paramı başka şeye vermem gerekiyor -ki para durumları zaten çok kıt- ya da bir işim çıkıyor gidemiyorum. Yada ayırttırdığım halde 2 saat geçiktiğim için alamıyorum. Sadece parayla ilgili bir konu değil. Diyelim ki sınav var, sınavdan sonraki saat boş, ben o saatte okul içinde veya dışında bişeyler yapıcam. Müdürden filan izin almışız. Bi bakıyorum boş derse zorla hoca gelmiş banane izninden diyor. Zorla başka bir ders işletiyor.
Bir sınav vardı. Türkiye çapında büyük bişey. Tek seferlik yapılıyor. Eminim, hocam da emin, yüksek bişeyler yapıcam. Üstelik yüksek yaparsam hem Öss için (ek puan) hem burs (özel burs) için iyi. Bi bakıyorsun, sınavın yapılacağı saatte başka bir hoca sınav koyuyor. Benim dersim izin vermiyorum diyor. Diyorum hocam, tüm Türkiye'de aynı saatte yapılıyor. Başka girme imkanım yok. O sınavdan çıkıp hemen sizinkine girerim. Hoca Nuh diyor, peygamber demiyor.
-Ben size (iki kişiydik) başka soru hazırlayamam, vaktim yok.
-Bir ders erteleyin?
-Benim o saatte dersim var olmaz.
-Girmemiz gerek?
-Benim dersim önemsiz mi?
Sonuç; vermedi izin mizin. Aynı saatte oldu iki sınav, diğer sınava gireceğime Türkçe sınavına girdim. Sınav tekrar edilmedi. Ben (biz) kala kaldık.
Sonraki iki ay boyunca, hem okulda hem dershanede "Alakasız, söyle bir sınav vardı, girmiş miydin?" sorusu soruldu. Açıklamakta zorlandım. Hayır her iki sınavı yapan hoca beni sever, ben de onları severim. Ama ikisi de inat çıktı. Olan bana oldu.
Birinci filan gelir miydin veya dereceye girer miydim, kuşkulu. Ama gerçekten çok büyük bir fırsattı.
Ha bunu gibi binlercesi var. Ne zaman şu gün şu satte şu olacak desem. Hayalime o denli yaklaşsam uçar gider.
Yalancı çıkmaya başlamıştım artık. "Şunu yaptın mı?" "Hayır iptal oldu". Hayır, bir de öyle bir iptal oluyor ki, ertelenme değil, direk iptal (call off-cancel). O yüzden planlarımdan ve düşüncelerimden bahsetmemeye başlamıştım. Ne de olsa gerçek olmayacaklar.
Neyse, üniversite işi de böyle olacak gibime gelmişti artık. Ki oldu. Benimde hatalarım oldu. Ama sonuç olarak oldu.
Şimdi de, üniversite işi aynı olacak sanki. Hayallerimi ve hedeflerimi küçük tutmam gerekiyor ki bi tarafınan yakalayayım.
Bugün, bir isteğim gerçekleşti. Yıllardır istediğim. Ama öyle aklıma geldikçe. Olsun bu, lütfen, olsun bu şeklinde yalvardığım bişey değildi. Sadece son bir yıldır fena halde içim kalıyordu. E, bunca yıl istedim, şimdi mutlu olmam gerek dimi? Duygularım da hiç bir değişim olmadı. Süper mutlu filan olmam gerekir. Ama o kadar süründürdü ki. Son bir aydır o kadar yaklaşmışken, kesin son anda yine elimden uçacak diyordum. Yine bir aksilik olacak. Yine olmayacak bu. Ama oldu? Sanırım sinirlerim fazla bozuldu artık. İdrak edemiyorum durumu. Belki bir kaç gün içinde kademeli olarak sevinç gelir :)
Ufak ufak isteklerim gerçekleşir oldu bir de. Olmasa sorun olmaz dediklerim. Ama büyükleri olmuyor işte. O yüzden diyorum. Eğer küçük olursa sahip olabilirim.
Bu büyük üni hayalim neydi; ailemden uzakta (puanı çok yüksek) bir üniversitede yatılı kalıcaktım. Ayda yılda bir ailemle görüşmüş olacaktım. Belki özlemeyi öğrenicektim. Uzak kalınca aramız düzelicekti. Hatta uzun süre okulu filan bahane ederek sadece telefonda görüşecektim. Araya özlem girince insanlar yumuşar gibime geliyor bana. Hem onlar için hem de benim için iyi olacaktı. Şuan o kadar ters bir durumdayım ki (situation).
Oldukça boş vaktim varken, dağlar kadar yapmam etmem (handle) gereken işler varken, yapamıyorum. "Tırnaklarımla kazarak geldim" demem gerekiyor herhalde tüm herşeyin bitti yerde. O bitiş ne zaman olur olur mu bilmiyorum.
Yine belirsizlik. Ama bu sefer sıkıntı yok.
Bir şey istedim ve oldu!
Artık hiçbir hayalim gerçekleşmedi demem sanırım.
Güzel bişey bu (evet parça parça anlamaya başlıyorum :))
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder