6 Ağustos 2009 Perşembe

Büyüyorum

Hızla farkediyorum. Ne kadar büyüdüğüm hakkında bir fikrim yok. Bazıları çok çocuksusun diyor bazıları yaşından daha olgunsun. Bazen ben de farkediyorum, büyüyorum. Fakat bir yanım hala çocuk kalmış oluyor. İşin içinden çıkamıyorum.

Bir ay filan önce böyle bir "aydınlanma" yaşadım :) Düşünce olarak. Annem ve halası karşılıklı oturdu, halamın annanesinden bahsettiler. Doğrusu annem tebessümle dinledi, halam anlattı. Ninemdi bahsettikleri, çocukluğumdan beri tanıdığım kişi. Eğer onu hiç tanımamış sadece halamın ağzından anlatılanları duymuş olsaydım, herhalde dünyadaki en melek, en dürüst, en ince düşünceli kişi olduğunu düşünürdüm... Ama tanıyordum. Bende biliyordum onu. Halamın anlattığı kişi tamamen farklıydı. Ha, yalan söylemiyordu, söylediklerinin hiçbiri yalan değildi, ama gerçek kişiliği bu değildi ninemin... Konuşmanın başında ağzım açık, halama belli etmeden dinledim. Yavaş yavaş anladım ki, bir insan bir kişiyi nasıl "görmek" isterse öyle görür.

Halam kendi annesini anlatıyordu, hiçbir kötülüğü olmayan melek gibi insanı. Çünkü o öyle görmek istiyordu. Biraz toz pembe de olsa... Ben annanemlerin yanında kalan zor kişilikli, huysuz yaşlıyı biliyordum. Benim bildiğim hali doğru demiyorum. Ama doğru kısımları da var. Kimse ninem için melek gibi insan demez, kendi kızları hariç. Ama bu insanın bir de oğlu var? Kızları 20lerine gelince evlenip yanından ayrıldılar, ninem ömrünün sonuna kadar oğlu ve geliniyle yaşadı. Ben o yaşadıkları evin içinde tanıdım ninemi, belki biraz bu yüzden bana kötü biri olarak tanıtılda, istemeden. Kimse kalkıp "cadaloz kadın o, onu sevme" demedi. Ama onun yaptıkları, tüm çektirdikleri kavgaları, haksız konuşmaları yanımda anlatıldı. Ben kıl kaptım. Kızı ayda yılda bir hafta onu evine çağırdı evlendikten sonra. Ki bildiğim kadarıyla ne ninem, ne de kendi öz kızı misafirliğin uzun sürmesini istemedi... Buna rağmen, en melek insan oydu halama göre, ona haksızlık yapıldı, o hiç haksızlık yapmadı...

İnsan nasıl görmek isterse öyle görüyormuş.

Durup kendi kendime "büyüdüm ben" dediğimse, annemin gıkını çıkarmadan dinlemesi oldu. Hayır sen yanlış biliyorsun, onun doğrusu bu demedi, aa evet ona çok haksızlık yapıldı demedi. Sadece oturup dinledi. Biraz onaylayarak, ama kendini geri çekerek.

Bazen susup dinlemeyi bilmek gerekirmiş.

Bazen iki farklı düşünce aynı anda doğru olabilrmiş, konu insan olunca.

"Büyüdüm" diyorum. Öyle hissediyorum. Önceden olsa dinlemezdim, hayır bunları bunları yapardı derdim. Dobralığımı kaybettim. Büyüme hoş değil bu yüzden. Bir yandan sevdim, insan dünyasına daha çabuk uyum sağlarım bu yeni özelliğimle.

Sevmedim bu yazıyı.

----

Galiba annemin doğum günü bugün. Geçen sene ailecek unutmuştuk, bu sene de böyle oldu.

Hiç yorum yok: