14 Mayıs 2009 Perşembe

Ahh!!! Real monsters!

Bu çizgi filmde bi bölüm vardı, o bölümde ki bir laf çok hoşuma gitmişti.

Ickis, Oblina ve Krumm 3 arkadaş, korkutma akademisindeler :) Eğer insanları korkutamazlarsa ya akademiden atılcaklar ya da yok olcaklar. Bu arada bu canavarların "gerçek" olduğunu kimse bilmemeli. Korkutup kaçıyorlar genelde. Neyse.

Bir gün bir fotoğrafçı/gazeteci, bu canabarların gerçek olduğunu iddia eder. Sanırım pusu kuruyordu. Ickis bu adamı korkutmayı dener, ki korkutur, ama adam bir anda fotoğraf makinesini çıkarır ve flashı patlatır! Zaten korkar yapıda olan Ickis korkup kaçar. Arkadaşlarının yanına gider, onlara durumu anlatır. Adam bunları takip eder filan. Bir şekilde izlerini kaybettirirler.

Ickis kafayı yemek üzeredir. Ve bir canavarın sahip olmaması gereken bir duygusu oluşmuştur; korkmak! Anaç arkadaş Oblina farkeder, der ki;

-Ickis, sen insanlaşıyorsun! Sadece insanlar bilmedikleri şeylerden korkarlar!

Çizgi filmi çok sevmezdim. Yayınlandığı için izledim sadece. Kendi içinde çarpıklıkları vardı. İyiye kötü demek, seviyoruma nefret ediyorum demek güzele berbat demek gibi. Mantığı tam olurmuş değildi. Herşeyin tersi yaşamlarının kuralıydı. Fakat iyice oturtamışlardı işte. Bazen bazı şeylere güzel demek zorunda kalıyorlardı. Eksiler eksileri artı yapıyordu filan.

O söze aşık olmuştum! Kaç yaşındaydım tam hatırlamıyorum. Lise 1, 2?? Çocukken izlediğim bişey değildi bu :) Günlerce MSN'imde ileti olarak kalmıştı. Her ne kadar salakça gözükse bile sevmiştim. O cümle gerçekten anlamlıydı. Hala anlamlı. Hala güzel. Hala mantıklı.

Bir yerde yürümüşüm, ama artık öyle bir raddeye gelmişim ki, önüm uçurum mu yoksa hala basacak yer var mı bilmiyorum. Ayağımı attığımda boşluğa mı düşücem yoksa ayaklarımın altında taşları hissedicekm miyim bilmiyorum. Çünkü yolun devam edip etmediğini veya nasıl nerden devam ettiğini bilmiyorum. Geleceğim var mı yok mu, varsa nasıl bişey bilmiyorum. Aynen Ickis gibi korkuyorum. Yarını bilmiyorum ve yarından korkuyorum. İnsanlaşıyorum. Birazcık belirsizlikten kaçmak isterdim. birazcık taslak olsun önünde. Kesin hatlara gerek yok. Flu bişeyler de kabul edilir. Kaba taslak. Dünyanın neresine sürüklenicem. Nasıl olacak hayatım hiç bir fikrim yok. Hiç bir ipucu. Okuduğum bir okul yok, mezun olduğumda şu mesleği yapsam desem. Geleceğimi garantiye alabileceğim hiçbir icraatım yok. Hayatta kalmayı şöyle böyle başarırım belki. Ama nasıl olacak? Arkadaşlarım çevrem? İşim olacak mı? Hiçbir belirti yok geleceğe dair. Ara sıra kendime kahve falı bakıyorum. Yok, orda da bişey gözükmüyor.

Camdan dışarı bakıyor gibiyim. Ama çok şiddetli yağmur var, yağmur o kadar şiddetli ki sanki hiç bitmeyecek. Ama biliyorsun sonsuza dek böyle sürmez. Kış bile olsa yaza dönecek. Ama hangi ayda olduğunu yaza ne kadar zaman kaldığını hesap edemiyorsun. Yağmurdan Karşıdaki binayı göremiyorsun. Üzerini sıkıca giyinip, yağmurluk şemsiye alıp dışarı çıksan, hayata atılsan, bunun zamanı değil biliyorsun, kediye dönersin. Sabırla beklemen gerek. Ama içini kaplayan huzursuzluk sabra yer bırakmıyor. İçini çeke çeke bekliyorsun. Geçicek bi gün. O gün ne zaman gelir bilinmez. Yine yaz gelir mi, o gelecek olan yaz ne kadar sürer, tekrar ne zaman kış gelir, kış gelir mi bilmiyorsun.

Okyanusa düşüp, bulduğun bir sandal bozuntusuna tutunmak gibi. Yüzme bilmeden. Yüzmeyi bilip bilmediğinden emin olmadan. Anakaradan kimbilir kaç mil uzakta. Anakara kimbilir hangi yönde. Kuzey nere batı nere. Kuzeyi batıyı bilmenin bir faydası olur mu? Sandala tutulu ne kadar dayanabilirsin? Titanic'de Leonardo can simidini kendi giyip, Kate'i koca duvar saatine çıkarmıştı. Hesapta kendisi can simidi sayesinde yaşayacak, Kate ise saatin üstünde olduğundan yaşayacaktı. Leonardo, can simidi olmasına rağmen soğuktan donarak öldü.

Neyse, çizgi filme dönelim.

Adam Ickis'in resmini gazeteye bastı, basımevine gittiler engellemek için. Olmadı. Gazete dağıtılmaya başlandı. Son anda gazeteleri kimsenin eline geçmeden topladılar. Zor olmuştu.

Oblina'nın ailesi çok zenginmiş. Tipik arkadaşlarına zengin olduğunu söylememe. Bir manikür pedikürcünün lağımına yerleşmişlermiş. Tırnak para yerine geçiyor zaten. Böylece çok zenginlermiş. Tuhaf geçmişti. Neyse. Çizgi film genel olarak böyle iğrençlikler üzerine kuruluydu zaten.

2 yorum:

Buğra dedi ki...

herşeyin başı kısmet, hayırlısı olsun, her şey olacağına varır. Başka ne klişeler kullanabilirim bilemedim :)

Gazetede resmi çıksa da bişey olmazdı ayrıca, inanmazdı insanlar :)

alakasiz bisii dedi ki...

Ya tutarsa? :) Ya inanan biri çıksaydı? Geçenlerde Blind Guardian mı ne, yabancı yüksek tirajlı bir gazete, balığa tecavüz eden kurbağayı haber yapmış;

http://img328.imageshack.us/img328/8768/aresnik8qi.jpg

Yeter ki sen at bişeler. İnanan biri mutlaka olur.